Ayın Konusu

Yeşilay Haftası

SİGARA ve ZARARLARI

Dünya Sağlık Örgütü sigara bağımlılığını hızla yayılan bir salgın hastalık olarak duyurmuştur. Nikotin bağımlılığı, en öldürücü toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir. Her sigarada vücut için zehirli, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. İnsanları sigaraya bağımlı hale getiren madde nikotindir.

Sigaranın yol açtığı ölümler trafik, terör ve iş kazalarından meydana gelen ölümlerin toplamından beş kat daha fazladır. Avrupa genelindeki 51 ülkede 1.2  milyon, dünya genelindeki 4.9 milyon insan her yıl sigaradan ölmektedir. Ülkemizde ise sigaranın en az 70,000 kişiyi öldürdüğü hesaplanmaktadır. Yeterli önlemler alınmazsa 2030 yılında sigaranın 8 milyon insanı öldüreceği ve bu ölümlerin %80’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olacağı tahmin edilmektedir. TÜİK tarafından yapılan Türkiye Sağlık Araştırmasına göre  2014 yılında 2010 yılına göre erkeklerde sigara içme oranı % 39 dan % 42 ye ulaşmış, kadınlarda da 2010 yılında % 12 olan sigara içme oranı  2014 yılında % 13 olmuştur.

Akciğer kanseri, dünyada kanser ölümleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Akciğer kanserlerinin % 95’i sigaraya bağlıdır. Erkeklerde tüm kansere bağlı ölümlerin %35'inin, kadınlarda ise %15'inin nedeni sigaradır. Sigara içmeyen ancak dumanına maruz kalanlarda bile akciğer kanseri riski 3 kat artmıştır. Sigara içenlerde akciğer kanseri dışında ağız, dil, dudak, gırtlak, yemek borusu, pankreas, mesane, böbrek, prostat ve rahim ağzı kanseri riski yüksektir.

Sigaranın zararları saymakla bitmez. Nikotin, kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokular yeterince oksijen alamadığından egzersizde çabuk yorulma ortaya çıkar.

Sigara içmek, üst solunum yolu hastalıklarından bademcik iltihabı, diş çürükleri, diş dökülmesi, sinüzit, burun iltihabı, orta kulak infeksiyonları ve işitme kayıplarına yol açmaktadır. Sigara, hava yollarında kalıcı hasar, akciğerin savunma sistemlerinde harabiyet, akciğere yönelik tedavilerde cevapsızlık yaptığı için Kronik Bronşit- Amfizem gibi hava yolu darlığı yapan hastalıklara sebep olur. Akciğer fonksiyonlarını bozar. Öksürük, balgam, hırıltılı solunum, nefes darlığı yapar. Fiziksel performansı, egzersiz yeteneğini bozar. Astıma zemin hazırlar. Ciddi astım krizlerine neden olur ve astım tedavisini zorlaştırır.

Sigara; hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, felç, damar tıkanıklıkları, kalp krizi, kalp yetmezliği, kalp ritim problemleri gibi kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Kolesterol seviyesinde artış yapar. Sigara içenlerde kalp krizi riski 2.5 kat artmaktadır. Pasif sigara içimi bile kalp krizi riskinizi arttırır. Koroner arter hastalığı riski sigarayı bırakmakla azalmaya başlar. Sigara içenlerde beyin damar hastalıkları; kanama, inme (felç), beyin sapı kanamaları daha fazladır. Sigara içmek hipertansiyonun kontrolünü zorlaştırdığı için böbrek yetmezliği gelişimine zemin hazırlar. Böbrek naklinde başarısızlığa yol açar. Sigara diyabet hastalarında; kan şeker düzeyinde bozukluklar yapar. Diyabete bağlı böbrek yetmezliğine gidişi hızlandırır. Sigara, tiroid hormonlarının kan seviyesinde artış yapar. Tiroid bezinin otoimmün hastalıklarını artırır. Katarakt gelişme riskini artırır. Sigara içenlerde kemik yoğunluğunda azalma görülür, daha kolay kemik kırılması ve daha geç iyileşme olur. Sigara içmek vücudun bağışıklık sistemini baskılar. Enfeksiyonlara zemin hazırlar ve enfeksiyon hastalıklarının tedavisini zorlaştırır. Sigara kadınlarda;  adet düzensizlikleri, kısırlık, erken menapoz, kemik erimesi nedenidir. Hamilelik sırasında dış gebelik, erken doğum, erken membran rüptürü, düşük riskini artırır. Ölü doğum, düşük doğum ağırlığı, yenidoğan döneminde ölüm, ani ölüm sendromu oranı sigara içen kadınların çocuklarında daha yüksektir. Erkeklerde; mesane ve prostat kanserine yol açar. Cinsel isteksizliğe yol açabilir. Sperm kalitesini ve hareketini bozar.

Yakılan sigaradan 2 farklı duman yayılmaktadır; 1- Ana duman, sigara içen kişinin içine çektiği sigaranın ağza alınan ucundan çıkan dumandır. 2-Çevresel duman ise sigara içenin içine çektikten sonra dışarı üflediği duman ve sigaranın yanan ucundan yayılan dumandır. Bu dumanı sigara içen ile aynı ortamı paylaşan kişiler solunum yoluyla akciğerlerine çekmektedir. Araştırmalar çevresel dumanın da en az ana duman kadar, hatta ondan daha fazla zararlı olduğunu göstermiştir. Çevresel dumanda nikotin ana dumana göre daha fazladır ve daha fazla karsinojen madde içerir.

Nikotin çok güçlü bir psikolojik uyarıcı ajandır. Bağımlılık ortaya çıkarma özelliği açısından eroin, kokain ve alkolden farkı yoktur. Sigarayı ilk kez deneyen her 3 kişiden biri tek bir sigara ile bağımlı hale gelmektedir.

Bir sigara içildiğinde, saniyeler içinde yanak mukozasından emilen nikotin, beyne ulaşır ve eroin, kokain gibi maddelerin etkilediği merkezi uyararak bazı hormonların salınmasına neden olur. Bu da zevk alma, gevşeme, sakinleşme, konsantrasyon artışı gibi değişikliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Bu değişikliklerin devam etmesi için vücudunuz daha çok nikotin istemeye başlar. İçtiğiniz sigaranın sayısı giderek artar. Çünkü nikotinin meydana getirdiği etkilere karşı vücutta tolerans gelişir. Yani, vücuttaki nikotin miktarı arttıkça etkisi azalır, kişiye olumlu gelen değişikliklerin devamını sağlamak için nikotin miktarının daha da artması gerekmektedir. Sigara içmediğiniz zaman hissettiğiniz sinirlilik, gerginlik, konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı, depresyon gibi duygular iradenizle kontrol edebileceğiniz bir durum değildir. Bu durum hekim yardımı ile üstesinden daha rahat gelebileceğiniz tıbbi bir bozukluktur. Nikotin bağımlılığı, astım, hipertansiyon, diyabet gibi tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Nikotin psikolojik bağımlılık yanı sıra fiziksel bağımlılık da yapar. Sigara içilmediğinde vücuttaki nikotin miktarı azalır ve vücut bunun yoksunluğunu duymaya başlar. Yaklaşık üç hafta süren huzursuzluk, uykusuzluk, bazen uykuya eğilim, sinirlenme, aşırı tepki verme, bazen kabızlık, konsantrasyon güçlüğü gibi sorunlar yaşanabilir. Bu yoksunluk belirtileri her üç kişiden ikisinde görülebilir ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Bu dönem aynı zamanda sigara içme isteğinin en yoğun olduğu dönemdir ve genellikle kişi en çok bu dönemde zorlanır, sigaraya yeniden başlayabilir. Sigarayı bırakmayı deneyen kişiyi erken dönemde daha çok yoksunluk belirtileri zorlarken, bu dönemden sonra psikolojik bağımlılığın getirdiği alışkanlıklar ön plana çıkmaktadır. Sigarayı bırakacak kişinin bu sorunları tanıması ve nasıl çözeceğini öğrenmesi gereklidir. Sigarayı bırakmaya çalışan kişinin zorlanması, nikotin bağımlılığının beklenen bir sonucudur ve bunun kişilik yapısıyla ilişkisi yoktur. Zorlanmak ya da bırakmayı deneyip tekrar başlamak iradesizlik anlamına gelmemelidir. Bu süreci “kronik tekrarlama eğilimi olan bir hastalıktan iyileşmeye çalışmak” olarak kabul etmek sigarayı bırakma çabasını kolaylaştıracaktır. Sigara içen kişi, sigarayı kendi kendine bırakabilir. Kendi kendine bırakma konusunda zorlanıyorsa etkinliği kanıtlanmış tıbbi tedavi yöntemlerinden yararlanabilir. Bunlar;  nikotin yerine koyma tedavileri ;  (bant, sakız, pastil), ağızdan hap şeklinde yutularak kullanılan bupropion ve vareniklin’dir. Her üç yöntem de içme isteğini azaltması ve yoksunluk belirtilerini önleme açısından başarılıdır. Doktor kontrolünde kullanılması ilaçların etkinliğini artırır.

Bağımlılık yapıcı bir maddeden kurtulmak güçtür ancak imkansız değildir, kararlılıkla başarılır. Bu konuda Göğüs Hastalıkları kliniklerinde yer alan “Sigara bırakma poliklinikleri” size yardıma hazırdır.

 

Sigarayı bırakmanın sağlık yararları:

20. dakikada; Nabız, kan basıncı ve vücut ısısı normale döner.

24. saatte; Kanda karbonmonoksit gazı hızla azalır.

48. saatte; Sinir uçları kendini yenilemeye başlar.

2 hafta - 3ay sonra;  Dolaşım dengesi düzelir, yürümek daha kolaylaşır. Akciğer fonksiyonu %30 oranında iyileşir. Efor kapasitesi artar, öksürük azalır, 3 ay içinde kaybolur. Balgam varsa 2 haftada yarı yarıya azalır. Soluk alıp vermek kolaylaşır. Koku ve tat alma duyuları iyileşir. Bağışıklık sistemi güçlenmeye başlar. Diş ve parmaklardaki sarı lekeler kaybolur.

1. yılda;   Kalp krizi geçirme riski ilk günlerden itibaren azalmaya başlar. Bir yılın sonunda risk %50 azalır. Beyin kanaması ve bacaklardaki damar hastalığı (Buerger) riski %30-50 azalır. KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı) gibi solunum yetmezliğine yol açabilen akciğer hastalıklarının ortaya çıkması engellenir, varsa ilerlemesi durur.

5. yılda;  Ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası kanseri riski %50 azalır.

10. yılda; Felç olma riski 5-10 yıl içinde hiç sigara içmemiş olanlarla aynı düzeye iner Akciğer kanseri, ağız, gırtlak, yemek borusu, idrar torbası, böbrek, pankreas kanseri riski azalmaya devam eder.

15. yılda; Kalp koroner damar hastalığı ve kalp krizi gelişme riski hiç içmeyenlerle aynı olur.

Sosyal yararları: Evde, işyerinde arkadaş ortamında sigara içmeyen ancak siz içtiğiniz için rahatsız olanlar artık dumana maruz kalmayacaktır. Aynı zamanda çocuklara hem iyi örnek olabileceksiniz; hem de onları pasif içicilikten kurtarıp kulak iltihabı, bademcik iltihabı, sinüzit, bronşit hışıltılı solunum, astım gibi hastalıklara yakalanma risklerini azaltacaksınız.

Sigara endüstrisinin ana hedefinin genç erişkinler olduğu ve ülkemizde de sigara başlama yaşının gittikçe küçüldüğü ve 11-13 yaş gibi çocuk yaş grubuna kaydığı bilinmektedir. Eğer çocuklarımızın sigaraya başlamasını ve pasif sigaraya maruziyetini engelleyemezsek, gelecekte onlar da sigaranın kurbanları olacaktır.

Türkiye'de sigara tüketimine ilişkin ilk yasal kısıtlama 26 Kasım 1996 tarih ve 22829 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 4207 sayılı “Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” ile öngörülmüştür. 4207 sayılı Kanunda 19 Ocak 2008 tarih ve 26761 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5727 sayılı Kanun'la esaslı değişikliklere gidilmiş, sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin, evler hariç her türlü kapalı ortamda tüketimi yasaklanmıştır. Türkiye'de 19 Temmuz 2009 tarihinden beri evler hariç her türlü kapalı ortamda sigara tüketimi yasaktır. Bunun yanında 2013 yılında çıkarılan bir kanunla taşıtlı araçlar içinde de sigara yasağı başlamıştır. Ülkemizde 5727 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile sigarasız bir toplum olma yönünde önemli bir adım atılmıştır. Böylece hem sigara içenlerin hem de kapalı alanlarda içme yasağı ile pasif sigara maruziyeti oranları azalmıştır.

Sigarasız bir dünya dileğiyle…

 

Doç.Dr. Nesrin Sarıman

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı