Ayın Konusu

Gençlerde Madde Bağımlılığı

ÇOCUK VE ERGENLERDE MADDE KULLANIMI VE BAĞIMLILIK

 

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde çocuk ve özellikle ergenlerde madde kullanımı ve bağımlılık hızla artmaktadır. Madde kullanımı ve bozuklukları bireysel sıkıntı hali ve zorlanmaları ile birlikte okul devamı ve başarısında bozulma,  kısa ve uzun süreli sağlık problemleri, davranış ve ilişki problemlerine yol açarak birey, aile ve toplum sağlığında ciddi bozulmalara sebep olmaktadır.

Madde kullanım bozuklukları genetik ve bireysel, akran, aile, toplumsal etkileşim sonucu gelişen çevresel risk faktörlerinin etkileşimi sonucu oluşan karmaşık bir süreçtir.  Bu süreçte korunma, müdahale ve tedavi yöntemlerinin birey ve toplum sağlığının iyileştirilmesi açısından önemi büyüktür.  Madde kullanım bozuklukları olan çocuk ve ergenlerde çoğunlukla başka psikiyatrik bozukluklar da eşlik etmektedir.

Alkol ve sigara kullananların %80 ‘inin ergenlik döneminde başladığı, hem yüksek, hem orta, düşük gelirli ülkelerde illegal madde çoğunlukla kullanımının 25 yaş öncesinde başladığı bildirilmektedir. Sigara, alkol, esrar kullanımına götüren genetik etiyolojinin etkisinin 14-29 yaş arası azalmakta olduğu bildirilmiştir.

Ülkemizde gençler arasında yapılan çalışmalarda yarısından fazlasının sigara deneyiminin olduğu bildirilmektedir. Yaşam boyu en az bir kez alkol kullanımı %35-45, esrar kullanımı için  %3-4, uçucu madde kullanımı % 4, ekstazi kullanımı için ise %1-2-oranları verilmektedir. Tütünden sonra en sık kullanılan maddeler sırasıyla alkol, uçucu maddeler, esrar, sentetik türevleri ve ekstazidir.

Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde özellikle Avrupa’da “Spice”, Amerika’da “K2”, Türkiye’de “Bonzai” , “Jamaika”adıyla bilinen sentetik kannabinoidlerin ( SK) kullanım yaygınlığı hızla artmaktadır.

 

Çocuk ve ergenlerde madde kullanımı ve bağımlılığın gelişmesi için risk oluşturan etmenler nelerdir?

Gelişimsel açıdan bakıldığında duygusal, bilişsel ve davranış düzenleme bozukluklarına olan genetik yatkınlık ve çeşitli yapısal mizaç özelliklerinin akran, aile ve ergenliğin kendisinin getirdiği risk faktörleri ile etkileşimi sonucunda madde kullanımı ve bozukluklarının ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

Tedavi edilmeyen, geç ya da yetersiz tedavi edilen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, diğer yıkıcı davranım bozuklukları duygulanım ve kaygı bozukluklarının madde kullanım bozukluklarının gelişiminde rol oynadığı bildirilmektedir. Maddekullanımınayönelengençlerin 50%’sinde yaşamboyu DEHB bozukluğubulunmuştur. Dürtüsellikveheyecanaramadavranışı (yenilikarayışı, risk alma )ergenlikdönemindegörülenbağımlılıklaençokilişkilendirilendavranışözellikleridir. Çalışmalarda ayrıca ergenlikle ilişkili dayanıklılık, otonomi kazanma ve akran etkilerinin madde deneme ve kullanmaya devam etme ile ilişkili olduğu bildirilmektedir. Ayrıca çocukluk çağı cinsel istismar ve diğer travmatik yaşam olaylarının sonraki madde kullanım bozuklukları ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Aile içi çözülemeyen çatışmaların bulunmasının madde kullanmaya başlamada önemli bir rolü olduğu ileri sürülmektedir. Kronik çatışmalar sonucunda sürekli olarak olumsuz duyguların ifade edilmesi,  anne-baba ve çocuk arasında sıcak, besleyici, destekleyici, açık ve etkili iletişimin yetersizliği, kuralların net olmaması gibi ailesel etkenler demadde kullanımı ile ilişkili olarak gözükmektedir. Çoğunlukla olumsuz duyguların ifade edildiği, sözel pozitif geri bildirimlerin eksik olduğu, bireylerin duygu ve düşüncelerini açık ve net bir şekilde ifade etme özgürlüğünün bulunmadığı ailelerde yetişen çocukların, daha az kendine güvenli oldukları ve madde kullanımı karşısında da aynı şekilde güvensiz davranışları sonucunda ‘hayır’ diyemedikleri belirtilmektedir.

Aile içi ilişkilerde sıcaklık, sevgi, ilgi, korunma, kollanma ihtiyacının bir erişkin tarafından giderilmesi hissi ve okula devamlılık (ait olma hissi) , öğretmen ve idarecilerle iyi ilişkiler, öğrenciden pozitif beklentilerin bulunmasının madde kullanımı için koruyucu olduğunu bildirilmiştir. Dışarda kalma, evsiz olma madde kullanımı ve bozuklukları için en önemli risk faktörleri arasındadır. Sokakta yaşayan çocuk ve ergenlerde madde kullanımı ve bozuklukları sıklıktadır.

 

Ergenlerin sıklıkla kullandıkları maddeler nelerdir?

Tütün :

Tütünün özgün maddesi nikotindir. Nikotin bilinen en güçlü bağımlılık yapıcı maddelerden biridir. Sigara tütünü nikotin, katran ve karbon monoksitten oluşmuştur. Kanserlerin özellikle katran nedeniyle meydana geldiği bilinmektedir.Tütünün duman olarak kullanılmasının nedeni, etkin maddenin akciğerden kana hızla geçmesi ve 8-10 saniyede etkinliğini göstermesidir. Günde iki paket sigara içenlerde ölüm oranı içmeyenlere göre iki kat artmaktadır. Sigara içenlerin %50'si, içmeyenlerinse sadece %25'i 75 yaşından önce ölmektedir. Sigara kullanan gençlerin bağımlılık yapıcı diğer maddeleri kullanma oranları, sigara içmeyenlere göre daha yüksektir.

Esrar :

Esrar, cannabissativa adı verilen hint keneviri bitkisinin kahverengi/yeşil çiçeklerin karışımından, saplar, tohumlar ve yapraklarından oluşmaktadır.Esrar, en sık marihuana, ot, kubar ve joint olarak isimlendirilmektedir.Genellikle sigara şeklinde kullanılır. Kova veya pet şişe ile buharını içe çekmek yoluyla da kullanılmaktadır. Bir başka yaygın kullanım şekli de, esrarın keke karıştırılması ya da çay olarak içilmesidir.Esrar içildiğinde keyif verici etkisi birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Yarım saat içinde etkisi en üst düzeye gelmekte ve bu etki 2-4 saat içinde sonlanmaktadır. Esrar kullanımı öğrenme ve bilgi hatırlamayı olumsuz etkileyebildiği için, entelektüel kapasite, çalışma ve sosyal beceriler konusunda da gerileme görülmektedir, bu etkiler günler hatta haftalar sürebilmektedir.Esrar kullanımına bağlı psikotik bozukluklar kullanımdan kısa bir süre sonra gelişebilmektedir. Esrar, kalıcı psikoza da yol açmaktadır. Esrar kullananlarda şizofrenik bozukluk gelişme riskinin esrar kullanmayanlara göre 6.7 kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. Esrar kullanımının kansere neden olabildiği ve bu etkinin sigarayla karşılaştırıldığında 5 kat daha yüksek olduğu gösterilmiştir.Haftada birkaç kez ve uzun süre esrar kullananlarda bağımlılık görülme sıklığının %57 ile 92 arasında değiştiği saptanmıştır. İstanbul’da yaşayan öğrencilerde riskli davranışları araştıran bir çalışmada esrar kullananlarda diğer maddelerin kullanım riski oldukça fazla bulunmuştur.

Uçucu maddeler :

Uçucu maddeder (inhalan) oda sıcaklığında kolaylıkla buharlaşabilen maddelerdir. Ergenlerde uçucu madde kullanımı yaygınlığı kullanılan maddelere göre değişebilmekle beraber tüm dünyada sıktır. Uçucu maddeleri içeren ürünler, ucuz, kolay bulunan yasal maddelerdir ve toplumda yaygın kullanılır.  Uçucu maddeler hızlı, keyif verici, hafif sarhoşluk yapan etkileri nedeniyle tercih edilirler. Çocuk ve ergenlerde bağımlılık gelişimini kolay bulunması, etkisinin hızlı başlaması kolaylaştırır.

Uçucu maddelerin ciddi tıbbi yan etkileri vardır. İlk kez uçucu madde kullananlarda bile ciddi yan etkiler hatta ölümler bildirilmiştir. Okul çocuklarında deneme amaçlı uçucu madde kullanımı yaygındır.Başlangıçta enerji artışı sonra sersemlik, artmış uyarılabilirlik, davranış kontrolünde kaybolma görülmektedir. Zehirlenme birkaç dakika ile saatler arasında oluşabilir.  Konuşmada yavaşlama, baş dönmesi, görme problemleri, yürümede güçlükler oluşur. Uykululuk, baş ağrısı, görsel varsanılar oluşabilir. Ağız ve burunda yaralar, burun akıntısı, burun kanaması,öksürük, salya artışı ve gözlerde kızarma sulanma olur. Bazı hastalarda bulantı, kusma, karında kramplar, diareveya solunum sıkıntısı olabilir.  Kronik uçucu madde kullanımı sıklıkla nörolojik, bilişsel ve psikiyatrik bozukluklara neden olur. Beyin hasarı doz ve süreyle ilişkilidir.  Uçucu madde kullanımının süresi, sıklığı morbidite ve mortaliteyi artırır. Ani ölüm uçucu maddelere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Çocuk ve ergenler tarafından sıklıkla kullanılan uçucu maddeler:Zamklar (n-hekzan, toluen, ksilen), Tırnak cilası çıkarıcılar(aseton, esterler),Boya inceltici ve sökücüler (dikolrmetan, toluen, ksilen), Benzin (benzen, hekzan, toluen, ksilen), Gazlar, Şişelenmiş gazlar(propan), Çakmak sıvılarıdır (butan).

Sentetik kanabinoidler:

Son yıllarda özellikle gençler arasında yayılan, bağımlılık yapan “Bonzai”, “sahte ot”, “K2”, “Jamaika” gibi sokak isimleriyle bilinen sentetik kannabinoid (SK), ciddi yan etkileri ve zararları olan bir uyuşturucu türüdür.  Esrar benzeri keyif verici etkileri, temininin kolay olması, ucuzluğu ve yakın zamana kadar idrar veya kan tahlillerinde sentetik bileşenlerin saptanamaması, bu uyuşturucu türünü gençler arasında yaygın haline getiren faktörlerden başlıcalarıdır.

SK yapımında kullanılan kimyasallar marihuananın içindekinden çok daha kuvvetli bir etkiye sahip olduğundan kullanıcılar için çok daha zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Sentetik marihuanada bulunan bileşenlerbeyindeki hücre reseptörlerini etkileyerek marihuanın yarattığı etkiden 100 kat fazlasını yaratmaktadır.Sentetik kanabinoidlerbeyinde kalıcı hasara sebep olmakta, psikoz, nöbetler, intihar eğilimi gibi sonuçlara yol açmaktadır. Baş dönmesi, göz bebeklerin büyümesi, düşük göz kapakları, istem dışı oluşan hareketler ve konuşmada yavaşlık gibi nörolojik semptomlar da yaygındır.

Amfetamin ve türevleri

Özellikle  MDMA (3-4 metilendioksimetamfetamin) yani ekstazi gençler arasında yaygın olan olan bağımlılık yapan ajandır.  Ülkemizde “ Mitsubishi, Ferrari, Pıt, Roket, Şeker” gibi isimler verilmektedir. Ekstazi’nin etkisi, alındıktan 20-60 dakika sonrasında kendisini gösterir ve bu etki 4-6 saat süreyle devam eder.  Kuvvetli bir uyarıcıdır. Enerjinin artışı ile beraber uyku ve yorgunluk hissi yok olur. Amfetamin, abartılı keyif hali, iştahsızlık, uyku ihtiyacının azalması, huzursuzluk, mide bulantısı, kramp, gerginlik, kan basıncında ve vücut ısısında yükselme, kalp atışında artış gibi ruhsal ve fiziksel tavır değişikliklerine sebep olmaktadır.  Ekstaziduygusal yakınlık hissini, iletişim yeteneğini ve güven duygusunu arttıran bir hap olarak da tanımlamaktadır. Görsel ve işitsel halüsinasyonlarada neden olabilmektedir ama bu tür bir yaşantı kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma göre değişir. Aşırı miktar alındığında denge bozukluğu, susuzluk, karaciğer yetmezliği, kalp ritm bozukluğu, beden ısısında artış ve nöbetler gözlenebilir.Ekstazinin ölüme yol açtığı da bilinmektedir.

Kokain :

Kokain alındığı zaman, keyif ve neşe verir. Kişinin kendine olan güveni artar. Kullanımını takiben kalp atışının hızlanması ya da yavaşlaması, göz bebeklerinin büyümesi, kan basıncında düşme ya da artma gözlenir. Sinirlilik, muhakeme kaybı, yüsek riskli girişimler, saldırganlık, psikomotor aktivitede artış, ajitasyon, kalp atımında bozukluk, göğüs ağrısı, kas zayıflığı, solunum güçlüğü ve koma gelişir. En sık görülen etki burunda kanlanmanın artışına bağlı olarak görülen burun kanamalarıdır.Bronşlar ve akciğerde hasara neden olur. Tikler ve migren benzeri baş ağrıları oluşturabilir. Beyin damarlarını daraltarak tıkanmalar ve kanamalara, epilepsi nöbetlerine sebep olabilir.Paranoid hezeyanlar ve halüsinasyonlar gözlenebilir. Kişi hayaller görmeye, her şeyden kuşku duymaya başlar. Crack kokainin sigara şeklinde içilebilir formudur. Kolay erişilebilir olması sebebi ile gençler arasında kullanımı yaygındır.

Eroin :

Eroinin sigara tarzında sarılıp içilmesine “koreks” adı verilir. Sıklıkla buruna çekilerek kullanılan eroin, zaman içinde burun cidarında ağır hasara neden olur. Bu nedenle kullanımı zorlaşır ve başka kullanım yöntemlerine geçilir.Buharının içe çekilmesi amacı ile aluminyum folyoda ıstılarak da kullanılır.  Enjektör yolu ile damara vererekkullanıma “shot” adı verilir. Genellikle burun ya da sigara tarzında kullanım başlar ve damara enjeksiyon ile devam eder. Tolerans ve yoksunluk belirtileri çok hızla ortaya çıkar. Doz artırma gereksinimi çok ileri boyutlara varabilir.Kişi hiçbir zevk almadan yoksunluk belirtilerini tedavi etmek için eroin kullanmaya başlar. Yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasını önlemek için öldürücü olabilecek dozlara çıkabilir.

Bir iki hafta süre ile düzenli kullanım sonucu ya da daha duyarlı kişilerde daha erken bağımlılık oluşur. Özellikle saf eroin kullanımında ruhsal bağımlılık hızla gelişir. Birinci dozdan sonra kişi, ciddi ruhsal sıkıntılar çekmeye başlar ve dozu tekrarlama gereksinimi duyar. Alındıktan kısa bir süre sonra etki göstermeye başlar. Etkisi 4-6 saat sürer.Madde alındıktan sonra sıcaklık, kol ve bacaklarda ağırlık hissi, yüzde kırmızılık gelişir. Hareketlerde ve konuşmada yavaşlama, dikkat ve bellekte bozukluk gelişir. Fiziksel olarak solunumun yavaşlaması, göz bebeklerini küçülmesi, kan basıncı, kalp hızında azalma ve beden ısısında değişiklikler oluşur. Karında kramplar oluşabilir. Uzun süreli madde kullanımı sonucu kişilerde durgunluk, ilgisizlik, çevreden kopma gözlenir. Kişi toplum ile olan ilişkisini, ilgisini keser.Gelişen depresyon ya da bağımlılığın getirdiği umutsuzluk ve çaresizlik sonucu intihar girişimi sıklıkla gözlenir. Genelde intihar,  yüksek doz eroin alımı ile olur. Buna “altın vuruş” adı verilir. Eroin kesildikten 6-8 saat sonra yoksunluk belirtileri başlar, 2-3 gün içinde en şiddetli dönemini yaşar ve 7-10 gün içinde sonlanır. Ancak kusma, bulantı, kas ve kemik ağrıları, göz ve burundan akıntıları, göz bebeklerinde büyüme, terleme, ateş, ishal, yorgunluk ve şiddetli uykusuzluk belirtileri aylarca devam edebilir.

Çocuğumun madde kullanıp kullanmadığını nasıl anlayabilirim? Belirtileri nelerdir?

Madde kullanımı 4 evreden oluşan bir süreklilik gösterir:

1. Duygudurumda oluşan değişiklikleri öğrenme (deneysel kullanım)

2. Duygudurumdaki dalgalanmaları arama (sosyal kullanım)

3. Duygudurumda dalgalanma ile aşırı ilgilenme (işlemsel kullanım)

4. Normal hissedebilmek için madde kullanma (bağımlı kullanım)

Madde kullanan kişilerin davranışları bu evrelerden hangilerinde olduğuna göre değişkenlik göstermektedir. Evreler arası geçiş kişiden kişiye ve kullanılan maddenin türüne göre değişkenlik göstermektedir. Madde kullanmaya başladıktan ortalama 2 yıl sonra fark edilir. Erken yaşta madde kullanımı bağımlılık riskini artırmaktadır. Erken tanı sorunun büyümesine engel olur. Ergenin ya da çocuğun maddeye maruz kalması kötüye kullanım riskini artırmaktadır.

Davranış değişikliği dikkat edilmesi gereken en önemli belirteçlerdendir. Ani duygudurum dalgalanmaları, sersemlik hali, gerginlik, sinirlilik, kavgacılık, gizemli, garip davranışlar (bir şey saklıyor hali), fazla para harcama, olması gerekenden fazla para bulundurma, para çalma davranışı, riskli arkadaşlar edinmesi, okul devamsızlığı, ders başarısında düşüklük, normalden fazla ya da daha az yemek yeme, gözlerde kızarıklık ya da göz damlası kullanma, normalde ilgili olduğu aktivitelere karşı ilgisizlik, normalden fazla oranda dikkat dağınıklığı, unutkanlık, kıyafetlerinde değişik koku bulunması,  pipet bulundurma, sürekli koku giderici, deodorant kullanma, madde kullanımını özendirici kıyafet giyinme, poster ya da takılar bulundurma gibi davranışlar madde kullanımında görülen dikkat çekici davranışlardır.

Çocuğumun madde kullandığından şüphelenirsem ne yapmalıyım?

Çocuğunun madde kullandığından şüphelenen ya da kullandığını öğrenen aile büyük bir hayal kırıklığı ile birlikte duygusal bir yıkım yaşamaktadır. Hayal kırıklığınının yaşamayı erteleme çabası, çevre baskısı gibi sebeplerle sorunun görmezden gelinmesi ya da öfke, suçluluk hissi, utanç, panik hali ve kaygı ile hareket edip var olan sorununun daha da büyümesine sebep olabilmektedirler.

Aile kısa sürede madde kullanımı ve bağımlılık ile ilgili bilgilenmeli, çocuğu ile açık bir şekilde endişeleri ve yapılması gerekenler hakkında konuşmalıdır.

Arkadaşları ondan kaçabilir, ancak aile sonuna kadar üyesi ile beraber olmak durumundadır. Aile genelde bağımlı üyesinin yanında kalmayı ve ona uyum sağlamayı tercih eder. Desteğini, olanaklarını, enerjisini doğru kullanamayan aile süreçte istemeden bağımlılığı besleyip büyütebilir.

Bağımlılık bir aile hastalığıdır, madde kullanımı veya bağımlısı bir çocuğa sahip olan aile zorlu bir sürece hazırlıklı olmalı bu süreçte doğru yolda ilerlemek ve mutlu sona ulaşmak için desteklerini artırarak enerjilerini, olanaklarını kullanırken mutlaka uzmandan ve tedavi merkezlerinden yardım almalıdırlar.  

Çocuğumuzu tanımak sahip olduğu risk faktörlerini belirlemek ve madde kullanımı başlamadan, ilerlemeden koruyucu mekanizmaları devreye sokup önlem almak çok önemlidir.

 

Yard. Doç. Dr Sebla GÖKÇE

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

 

Kaynaklar

1. Ögel K. Sigara, Alkol ve Madde Kullanım bozuklukları: Tanı, Tedavi ve Önleme.                    Yeniden Yayınları. İstanbul, 2010.

2. Çiftçi Demirci, A.,Erdogan, A., Yalçin, Ö., Yildizhan, E., Koyuncu, Z., Eseroglu, T., ... & Evren, C. (2014). Sociodemographiccharacteristicsanddrugabusepatterns ofadolescentsadmittedforsubstanceusedisordertreatment in Istanbul. TheAmericanjournal of drugandalcoholabuse, 41(3), 212-219.

3.Guillem, E.,Pelissolo, A., Vorspan, F., Bouchez-Arbabzadeh, S., &Lepine, J. P. (2009). [Sociodemographicprofiles, addictiveandmentalcomorbidity in cannabisusers in an outpatientspecificsetting]. L'Encephale, 35(3), 226-233.

3.Wong, S. S.,Zhou, B., Goebert, D., &Hishinuma, E. S. (2013). The risk of adolescentsuicideacrosspatterns of druguse: a nationallyrepresentativestudy of highschoolstudents in the United Statesfrom 1999 to 2009. Socialpsychiatryandpsychiatricepidemiology, 48(10), 1611-1620.

4. Bukstein, O. G. (2005). Practiceparameterfortheassessmentandtreatment of childrenandadolescentswithsubstanceusedisorders. Journal of theAmericanacademy of child&adolescentpsychiatry, 44(6), 609-621.

5. http://www.drugabuse.gov/publications/principles-adolescent-substance-use-disorder-treatment-research-based-guide.

7.http://www.aacap.org/aacap/families_and_youth/resource_centers/Substance_Use_Resource_Center/Home.

8. Toward a global view of alcohol, tobacco, cannabis, and cocaine use: findings from the WHO World Mental Health Surveys. PLoS Med. 2008.J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2016 June.

9. Velez, M. L.,Jansson, L. M., Montoya, I. D., Schweitzer, W., Golden, A., &Svikis, D. (2004). Parentingknowledgeamongsubstanceabusingwomen in treatment. Journal of SubstanceAbuseTreatment, 27(3), 215-222.

10. Arseneault, L.,Cannon, M., Witton, J., &Murray, R. M. (2004). Causalassociationbetweencannabisandpsychosis: examination of theevidence. The British Journal of Psychiatry, 184(2), 110-117.

11. Ogel, K.,Corapçioğlu, A., Tamar, M., Tot, S., Doğan, O., Uğuz, S., ... & Liman, O. (2003). Tobacco, alcoholandsubstanceuseprevalenceamongelementaryandsecondaryschoolstudents in nine cities of Turkey. Turk psikiyatri dergisi= Turkishjournal of psychiatry, 15(2), 112-118.

12. McCabe, S. E.,Dickinson, K., West, B. T., &Wilens, T. E. (2016). Age of Onset, Duration, andType of MedicationTherapyforAttention-Deficit/HyperactivityDisorderandSubstanceUseDuringAdolescence: A Multi-CohortNationalStudy. Journal of theAmerican Academy of Child &AdolescentPsychiatry, 55(6), 479-486.