Kıkırdak Nedir? Yaralanma Sebepleri Nelerdir?

 

Eklemi oluşturan kemiklerin birbirlerine bakan yüzlerini oluşturan parlak sedefi-beyaz yapıya kıkırdak denir. En önemli görevi yük taşımak olan bu yapılar eklemin kayganlığını da sağlarlar. Eklem kıkırdağı ortalama 2 ila 4 mm kalınlığında kansız, sinirsiz yapıdır. Bu yüzden iyileşme kapasitesi de çok sınırlıdır ve oluşan bir problemin kendi kendine düzelmesi çok güçtür.

 


Kıkırdak yaralanmaları, trafik kazalarında ve düşmelerde, çarpmalarda olduğu gibi direkt yaralanmalarla veya eklemin diğer problemlerinin bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir.


Bulguları nelerdir?


Belirtiler kıkırdak yaralanmasının ağırlık derecesine göre az veya çok olabilirler. Ortak olan belirti eklemde gelişen şişlik ve ağrıdır. Şikayetler günlük yaşamdaki hareketler veya sporla artar. Ayrıca merdiven inip çıkmak gibi yüklenmenin artığı hareketlerde ağrıda da artış olduğu görülür. İstirahat ağrısı sık görülmez ancak eklem içerisinde serbest kıkırdak parça varsa gece hareket sırasında kilitlenme ve ani ağrıya yol açabilir, şikayetlerin süreklilik göstermesi tedavi gereksimi doğurur.


Tedavi nasıl olmalıdır?


Kıkırdak lezyonlarında önce problemin yeri, derinliği, sınırları çok iyi belirlenmeli ve ondan sonra seçilen yönteme göre tedaviye geçilmelidir. Böyle bir yaralanmayla karşılaşılınca öncelikle istirahat, buz uygulaması yapılmalı, bölge yüksekte tutulmalıdır. Bu tür bir yaralanmada en zor nokta ne kadar yük verileceğine ve nereden sonra cerrahiye gideceğine karar vermektir.


Cerrahi öncesinde denenen alternatif tedavi yöntemleri mevcuttur.


Glukozamin-Kondroitin- Kollejen: Bunlar eklem kıkırdağının temel yapı taşlarındandır. Pek çok araştırıcı ve yayın tarafından eklem ağrılarında oral yolla kullanımı tavsiye edilmektedir. Bu ilaçlar hafif ödem giderici (antienflamatuar) etki yaparak kullanan hastaların %80’inde ağrının azalmasını sağlar. Yan etkileri ise diğer ilaçlardan (antienflamatuarlar) çok daha azdır. Ancak ağız yolu ile kullanılan bu ilaçların eklem kıkırdağını tamir ettiği ya da harabiyeti azalttığını gösteren tıbbi bir kanıt yoktur. Dolayısıyla bu ilaçların kullanımını destekleyen veya kullanımını sınırlayan kesin veriler mevcut değildir.


Hyaluronik Asit: Eklem sıvısını oluşturan temel madde hyaluronik asittir. Kıkırdak bozukluğunun gelişme evrelerinde eklem sıvısını oluşturan maddelerin yapısı bozulur. Dolayısı ile eklem sıvısının kayganlığı arttırıcı ve şok emilimi özellikleri azalır. Eklem içerisine yapılan hyaluronik asit eklem kayganlığını artırmaya ve yapıyı düzenlemeye yardımcı olur. Uygulanan hastalarda değişen sürelerde ağrıda azalma meydana geldiği ortaya konmuştur.


Kıkırdak yaralanmalarında cerrahi uygulamalar nelerdir?


Kıkırdak lezyonları günlük yaşamı kısıtlayacak oranda ağrıya veya hareket kaybına yol açıyorsa tereddüt edilmeden cerrahi uygulanmalıdır. Pek çok hekim öncelikle ameliyatsız yöntemleri uygular ancak bunlarda başarısız olunması durumunda artroskopik yaklaşımları önerir. Kıkırdak yaralanmalarında Artroskopi; kıkırdaktaki problemleri gözle görebilme, yerini, sınırlarını, boyutlarını, derinliğini belirleyebilme ve hepsinden önemlisi aynı seansta tedaviye geçebilme özelliklerinden dolayı son yıllardaki en önemli ilerlemedir. Artroskopide görülecek lezyonun büyüklüğüne göre cerrahi yöntem açısından karar verilir. Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde oluşturulacak kıkırdak yüzeyin tamamen veya tama yakın oranda orijinal kıkırdaktan (hyalin) oluşmasını sağlamak temel hedeftir.


Günümüzde cerrahi tedaviler problemin büyüklüğü ve özelliklerine göre:


Kıkırdak yüzeyinin traşlanması (Kondroplasti):


Yüzeyel ve derin olmayan kıkırdak yaralanmalarında uygulanır. Artroskopi görüntülemesi altında özel motorize el aletleri ile girilen küçük delikten zarar görmüş kıkırdak yüzeyinin üzeri düzeltilerek yüzey düzgünlüğü sağlanır bir tür zımparalama yöntemidir.


Mikrokırık- subkondral delme:


Daha derin yaralanmalarda zarar görmüş kıkırdak dokunun ortadan kalkması ile açığa çıkmış kemik dokusuna küçük delikler açma yöntemine dayanır. Bu yöntemde amaç kıkırdak altındaki kemik dokuya (subkondral) küçük delikler açarak bu deliklerden kan akımını sağlamak ve böylece kan damarı olmayan bölgede kanama yaratılarak oluşacak kan ve pıhtıdan kıkırdak dönüşümü sağlamaktır.


Mozaikplasti (osteokondral autolog transpalantasyon):


Kişinin kendi sağlıklı kıkırdağının altındaki kemikle birlikte silindir şeklinde alınıp hasarlı kıkırdak bölgesine taşınma işlemidir. Sağlıklı kıkırdak dizin yük taşımayan bölgesinden belli çaplarda silindir tüpler ile alınır ve önceden hazırlanmış hasarlı bölgeye nakledilir. Bu işlem mozaik yapmak, parke döşemek şeklinde bir görsellik taşıdığından mozaikplasti adını alır. Alacağımız sağlıklı kıkırdak miktarı sınırlı olduğundan bu girişimin yapılabilmesi için hasarlı kıkırdak bölgesinin alnının 2-4 cm kareden büyük olmaması gerekir.


Otolog kıkırdak transplantasyonu:


Yaralanmış ve hasarlanmış kıkırdak bölgesi 4 cm kareden büyükse iki basamaklı bir girişim olan hastanın kendi kıkırdağının alınıp laboratuar ortamında üretip daha sonra 2. bir girişimle hasarlı bölgeye yerleştirme yöntemi uygulanır. Önce artroskopik olarak diz içine girilir hasarlı kıkırdak bölgesi temizlenir ve buradan alınan kırdak hücreleri laboratuara yollanır. Özel ortamda sayı ve miktarca artırılan bu kıkırdak hücreleri beli bir süre sonra hazır hale gelir. İkinci basamakta ise üretilen bu kıkırdaklar ikinci bir artroskopik ya da açık yöntemle dize yerleştirilir.